KÖŞE YAZARLARI

AĞZI OLAN KONUŞUYOR

Ağzı olan konuşuyor.. Bu cümle yıllar öncesi bir reklam filminden alıntıdır. Hatırlayanlar olacaktır muhakkak. O dönem çok hoşuma gitmişti. Bu cümleyi çok sahiplenmiştim, halen de keyifle kullanıyorum. Çünkü güncelliğini hiç kaybetmiyor. Ön yargılı insanlar var olduğu sürece yeryüzünde güncelliğini de kaybetmeyeceğini düşünüyorum.

Hele hele sosyal medya zamanlarında yaşadığımız şu günler de rahatlıkla, ağzı olan konuşuyor, diyebiliyorum. Düşünmeden, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar da epeyce artış gösterdi. 

Kimseye söylediklerinden ya da yazdıklarından ötürü ambargo uygulanamaz. Herkes fikri hür vicdanı hür bir şekilde düşüncelerini ifade etmelidir. Fakat, bu özgürlük bir başkasına hakaret etme hakkını da kimseye vermez. Gel görelim ki, kâğıdı kalemle, dillerini sözlerle buluşturan bazı yazar tayfası haddi aşmakta sınır tanımıyor. Laflarını tartmadan, ölçüsüzce, etiketleme ve yaftalama yapmaktan kendini alamıyor.

Malum geçtiğimiz birkaç gün öncesinde 8 Mart Dünya Kadınlar günüydü. Bizim inancımıza, kültürel değerlerimize göre kadınlarımız tek bir güne sığdırılmayacak kadar değerlidir. Bu yüzden ben böyle sınırlı günleri kendi açımdan doğru bulmasam da usulen saygı duyarım. Ayrıca yakınımdaki tüm kadınları tebrik eder, günlerini kutlarım da. 

Değerli bir Hocamızın sohbet videosu ise gündeme bomba etkisinde düştü. Günün önemini de solladı adeta. Herkes o gün sadece o videodan bahsetti.  Hatırlatmakta fayda görüyorum, bu video da yeni çekilmiş falan değil 7 yıl öncesine ait bir sohbet videosudur. Sanırım birileri ortalığı karıştırmak, kızıştırmak, milleti birbirine düşürmek istedi. Kim veya kimler bu oyunu tezgahladı bilemiyorum tabi ki sanırım istediğine ulaştılar. Medyada sosyal medyada günün en çok konuşulan konusu olmayı başardılar.

Hoca Efendi’ye sosyal medyada ağza alınmayacak sözler söyleyen çok bilmişler, gazetelerdeki köşelerinde insafsız ve acımasızca eleştiren yazarımsılar, çıktıkları televizyon programlarında tek işleri oturdukları yerde laf ebeliği yapmak olan belirsiz tipler türedi bir anda. Bir anda diyorum ama siz bir anda dediğime bakmayın, demek ki zaman kolluyorlarmış saldırmak için, aslında hazırmış bunlar her an. Sadece ufak bir kıvılcım, küçük bir gazlama bekliyorlarmış o kadar.

“Vay efendim! Kadın nasıl dövülürmüş, böyle hoca mı olurmuş, bunun neresi hocaymış” en hafif ifadelerle yazmaya çalıştım. Kötüyü hatırlatmak bizim işimiz değil çünkü, kötü söz sahibini bulur. 

Hele, ismi lazım değil bir yazarın “yobazlara kapak olsun” başlıklı yazısını okuyunca konu ile ben de birkaç kelam yazmaya karar verdim.
Bir ilim adamına yapılan haksızlığın, cahilce saldırının, sorgusuzca başlatılan linç kampanyasının ciddiyetini anladım. Birileri düğmeye iyi basmıştı. Bu linç girdabına maalesef kapılanlar olmuştu.

İki dakikalık, maksatlı olduğu apaçık cımbızlanmış görüntülerle servis edilen bir video ile ömrünü İslam’a adamış, dini asla geçim aracı olarak kullanmamış, şan ve şöhret uğruna hakkı söylemekten asla vazgeçmemiş, birilerine yaranma gayesi gütmeden bildiğini bizlerle paylaşmış, bir dava bir ilim adamının karalanmasına gönlüm razı olamazdı. 

Üstelik konuşanların, yazanların o videonun tamamını hiç izlemedikleri, karaladıkları ilim adamını da tanımadıkları çok belliydi. Eğer o videonun tamamını izleyip, ilim adamını tanımış olsalardı yazdıklarından utanırlardı, eğer utanma duygularını hala kaybetmemişlerse, diye düşünüyorum. 

Hoca’nın, eşler arasında dayağın vuku bulmaması adına nasıl çırpındığını, mutlu bir yuvanın devamı için kadına hak ettiği değerin mutlaka verilmesi gerektiğini, hatta ve hatta kadının erkekten daha üstün olduğunu o videonun tamamını izleyenlerin gördüğünü düşünüyorum.  Tamamını izleyip de göremeyenlerin de basiretinin açılmasını diliyorum. 

Bugüne kadar hak ve hakikatin anlaşılması adına sayısız talebeler yetiştirmiş, aydınlatıcı kitaplar yazmış, gündüz gece demeden sohbetlerle İslam’ı gençlere anlatmaktan vazgeçmemiş, İslam’ı anlatmak adına nereye çağrılsa oraya gitmiş bir ilim adamına yakışıksız ifadelerle, çirkin göndermelerle saldırmak hele hele İslam’la onu vurmaya çalışmak büyük haksızlıktır. Büyük günahtır. Büyük yobazlık budur.  

Bir de üzüldüğüm nokta şu ki bazılarının ilmi anlamda kendilerinin eksik olduğunu ne yazık ki göremeden, din adına bilgi seviyelerinin daha ilmihal bilgisini geçemeyecek derecede olduğunu kavrayamadan, kendilerini dev aynasında görerek bu saldırılara ortak olmasıdır. Bu vebalin içinde kendisini bulmasıdır. Allah akıl fikir versin bu durumda olan, bu karalamaya isteyerek değil de bilinçsizce girenlere. Rabbim affetsin.
Sevgili kardeşlerim, kimse hatasız değildir. Önemli olan hatanın farkına varmaktır. Herkesin zaman zaman yanlışları olabilir, velev ki Hoca ‘da olsa. Hatasız olan yalnızca Rabbimizdir. Tövbe kapısı ise herkes için her zaman açıktır. 

İnsanları karalamadan, yaftalamadan, etiketlemeden önce nefsimizi soruya çekelim. Biz ne haldeyiz. Yoksa bir gün sözlerinizden ötürü hesabı mahşer gününde hesaba çekileceğimizi, kul hakkına girmiş olduklarımızla yüzleşeceğimizi unutmayın.

Yazmak, söylemek kolay. Önemli olan yangını yüreklerimizde söndürebilmek. Yoksa ağzı olan konuşuyor.

Sevgilerimle..

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR